Cüz 27 görüntüleniyor
Cüz 27 görüntüleniyor
Adh-Dhariyat
.51
The Winnowing Winds
İbrahim: "Ey Elçiler! Göreviniz nedir?" dedi.
Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler.
Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler.
Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler.
Bunun üzerine, suçlu milletin arasında bulunan müminleri çıkardık.
Zaten orada, kendini Allah'a vermiş sadece bir tek ev halkı bulduk.
Can yakıcı azabdan korkanlar için, o beldede bir işaret, bir kalıntı bıraktık.
Musa'nın başından geçenlerde de ibret vardır: Onu apaçık delille Firavun'a gönderdik.
Firavun, erkaniyle birlikte hakdan yüz çevirdi; "sihirbazdır veya delidir" dedi.
Sonunda onu ve ordularını yakalayıp denize attık. O, kınanmayı haketmişti.
Ad milletinin başından geçende de ibret vardır: Onların üzerine, uğradığı her şeyi bırakmayıp toza çeviren kuru bir rüzgar gönderdik.
Ad milletinin başından geçende de ibret vardır: Onların üzerine, uğradığı her şeyi bırakmayıp toza çeviren kuru bir rüzgar gönderdik.
Semud milletinin başına gelende de ibret vardır: Onlara, "Bir süreye kadar zevklenin" denmişti.
Onlar Rablerinin buyruğundan çıkmışlardı; bunun üzerine kendilerini gözleri göre göre yıldırım çarptı.
Ayağa kalkacak güçleri kalmadı, yardım da görmediler.
Daha önce de Nuh milletini cezalandırmıştık. Çünkü onlar da yoldan çıkmış bir milletti.
Göğü, gücümüzle Biz kurduk; şüphesiz biz onu genişleticiyiz.
Yeryüzünü biz yayıp döşedik: Ne güzel döşeyiciyiz!
İbret alasınız diye her şeyi çift çift yaratmışızdır.
De ki: "Öyleyse Allah'a koşusun; doğrusu ben sizi O'nun azabı ile açıkça uyaranım."
"Allah'ın yanında başkasını tanrı kılmayın; doğrusu ben sizi O'nun azabı ile açıkça uyaranım."
Onlardan öncekilere, herhangi bir peygamber gelince: "sihirbazdır" veya "Delidir" derlerdi.
Öncekiler sonrakilere böyle mi vasiyet ettiler? Hayır; bunlar azgın bir millettir.
Onlardan yüz çevir; sen kınanacak değilsin.
Öğüt ver; doğrusu öğüt inananlara fayda verir.
Cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etmeleri için yaratmışımdır.
Onlardan bir rızık istemem; Beni doyurmalarını da istemem.
Şüphesiz rızıklandıran da, güç ve kuvvet sahibi olan da Allah'tır.
Zulmedenlerin, geçmiş arkadaşlarının suçlarına benzer suçları vardır; cezalarını Benden acele istemesinler.
Söz verilen günün azabından vay o inkar edenlere!
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.
Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak!
Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak!
Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak!
Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak!
Cehennem ateşine itildikçe itildikleri gün, onlara: "İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur;
Cehennem ateşine itildikçe itildikleri gün, onlara: "İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur;
Bu bir büyü müdür, yoksa hala görmez misiniz? Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık birdir; ancak işlediklerinizin karşılığını görüyorsunuz" denir.
Bu bir büyü müdür, yoksa hala görmez misiniz? Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık birdir; ancak işlediklerinizin karşılığını görüyorsunuz" denir.
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, şüphesiz, cennetlerde ve Rablerinin kendilerine verdikleriyle zevk duyarak nimetler içindedirler. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, şüphesiz, cennetlerde ve Rablerinin kendilerine verdikleriyle zevk duyarak nimetler içindedirler. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.
Onlara şöyle denir: "İşlediklerinizden ötürü, dizi dizi tahtlara yaslanarak afiyetle yiyin için." Onlara, ceylan gözlü eşler veririz.
Onlara şöyle denir: "İşlediklerinizden ötürü, dizi dizi tahtlara yaslanarak afiyetle yiyin için." Onlara, ceylan gözlü eşler veririz.
İnanan, soyları da inançta kendilerine uyan kimselere soylarını da katarız. Onların işlediklerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazancına bağlıdır.
Cennette olanlara diledikleri meyve ve etten bol bol veririz.
Orada kadeh tokuştururlar; fakat bunda ne bir saçmalama, ne de bir günaha girme vardır.
Sedefteki inciler gibi olan gençler yanlarında dolaşırlar.
Birbirlerine dönüp soruşurlar:
"Doğrusu bundan önce ailemizin yanında bile korku içindeydik; Allah lütfedip bizi kavurucu azabdan korudu; doğrusu bundan önce de O'na yalvarıyorduk; şüphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır" derler.
"Doğrusu bundan önce ailemizin yanında bile korku içindeydik; Allah lütfedip bizi kavurucu azabdan korudu; doğrusu bundan önce de O'na yalvarıyorduk; şüphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır" derler.
"Doğrusu bundan önce ailemizin yanında bile korku içindeydik; Allah lütfedip bizi kavurucu azabdan korudu; doğrusu bundan önce de O'na yalvarıyorduk; şüphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır" derler.
Öğüt ver; Rabbinin nimetiyle sen, ne kahinsin ne de delisin.
Yoksa senin için şöyle mi derler: "Şairdir, zamanın onun aleyhine dönmesini gözlüyoruz."
De ki: "Gözleyin, doğrusu ben de sizinle beraber gözlemekteyim."
Bunu onlara akılları mı buyuruyor? Yoksa onlar azgın bir millet midirler?
Yahut: "Onu kendi uydurdu" diyorlar öyle mi? Hayır, inanmıyorlar.
Eğer iddialarında samimi iseler Kuran'ın benzeri bir söz meydana getirsinler.
Onlar, yaratan olmaksızın mı yaratıldılar yoksa yaratanlar kendileri midir?
Yoksa gökleri ve yeri kendileri mi yarattılar? Hayır, Allah'a kesin olarak inanmıyorlar.
Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Yoksa onlar mı işe hakimdirler?
Yoksa, üzerine çıkıp vahiy dinledikleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse, dinleyenleri açık bir delil getirsin.
Demek kızlar Allah'ın, oğullar sizin öyle mi?
Yahut sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar?
Veya, görülmeyeni bilmek kendilerine aittir de, onlar mı yazıyorlar?
Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Ama o tuzağa yakalanacak olanlar inkar edenlerdir.
Yoksa Allah'tan başka bir tanrıları mı vardır? Allah, onların ortak koşmalarından münezzehtir.
Gökten azap olarak düşen bir parça görseler: "Bulut kümesidir" derler.
Çarpılacakları güne erişmelerine kadar onları bırak.
O gün, düzenleri kendilerine bir fayda vermez; yardım da görmezler.
Zulmedenlere, şüphesiz, bundan başka da azap vardır; fakat onların çoğu bilmezler.
Rabbinin hükmü yerine gelinceye kadar sabret; doğrusu sen, Bizim nezaretimiz altındasın; kalkarken Rabbini överek tesbih et;
Geceleyin ve yıldızlar kaybolurken de O'nu tesbih et.
Batmakta olan yıldıza and olsun ki,
Arkadaşınız (Muhammed) sapmamış ve azmamıştır.
O, kendiliğinden konuşmamaktadır.
Onun konuşması ancak, bildirilen bir vahy iledir.
Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş.
Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş.
Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş.
Sonra yaklaşmış ve inmiştir.
Araları iki yay aralığı kadar veya daha da yakın oldu.
Allah o anda kuluna vahyedeceğini etti.
Gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı.
Ey inkarcılar! Onun gördüğü şey hakkında kendisi ile tartışır mısınız?
And olsun ki o, Cebrail'i sınırın sonunda başka bir inişinde de görmüştür.
And olsun ki o, Cebrail'i sınırın sonunda başka bir inişinde de görmüştür.
Orada Me'va cenneti vardır.
Sidre'yi bürüyen bürüyordu.
Gözü oradan ne kaydı ve ne de onu aştı.
And olsun ki Rabbinin varlığının büyük delillerini gördü.
Ey inkarcılar! Şimdi Lat, Uzza ve bundan başka üçüncüleri olan Menat'ın ne olduğunu söyler misiniz?
Ey inkarcılar! Şimdi Lat, Uzza ve bundan başka üçüncüleri olan Menat'ın ne olduğunu söyler misiniz?
Demek erkekler sizin, dişiler Allah'ın mı?
Öyleyse bu haksız bir paylaşma;
Bunlar sizin ve babalarınızın taktığı adlardan başka bir şey değildir. Allah onları destekleyen bir delil indirmemiştir. Onlar sadece sanıya ve canlarının istediğine uymaktadırlar. Oysa onlara Rablerinden and olsun ki doğruluk rehberi gelmiştir.
Yoksa, her umduğu şey insanın mıdır?
Hayatın ilki de sonu da Allah'ındır.
Allah, dilediğine ve hoşnut olduğuna izin vermedikçe, göklerde bulunan nice meleklerin şefaati bir şeye yaramaz.
Doğrusu ahirete inanmayanlar, meleklere "dişi" adını takarlar.
Oysa onların bu hususta bir bilgileri yoktur, sadece sanıya uyarlar. Sanı ise şüphesiz gerçeği ifade etmez.
Bizi anmaktan yüz çevirenlere ve dünya hayatından başka bir şey istemeyenlere aldırma.
Bu onların ulaştıkları bilginin seviyesini gösterir. Doğrusu Rabbin yolundan sapmış olanı pek iyi bilir, doğru yolda olanı da çok iyi bilir.
Göklerde olanlar ve yerde olanlar Allah'ındır ki O, kötülük yapanlara işlerinin karşılığını verir; iyi davrananlara, ufak tefek kabahatleri bir yana büyük günahlardan ve hayasızlıklardan kaçınanlara işlediklerinden daha iyisiyle karşılığını verir. Doğrusu Rabbinin bağışı boldur. Sizi yerden var ederken ve siz annelerinizin karınlarında cenin halinde iken sizleri çok iyi bilen O'dur. Kendinizi temize çıkarmayın. O, sakınanı çok iyi bilir.
Göklerde olanlar ve yerde olanlar Allah'ındır ki O, kötülük yapanlara işlerinin karşılığını verir; iyi davrananlara, ufak tefek kabahatleri bir yana büyük günahlardan ve hayasızlıklardan kaçınanlara işlediklerinden daha iyisiyle karşılığını verir. Doğrusu Rabbinin bağışı boldur. Sizi yerden var ederken ve siz annelerinizin karınlarında cenin halinde iken sizleri çok iyi bilen O'dur. Kendinizi temize çıkarmayın. O, sakınanı çok iyi bilir.
Yüz çevireni ve malından biraz verip sonra vermemekte direneni gördün mü?"
Yüz çevireni ve malından biraz verip sonra vermemekte direneni gördün mü?"
Görülmeyenin ilmi yanında da o mu görüyor?
Yoksa Musa'nın ve sözünü yerine getiren İbrahim'in kitablarında olanlar kendisine bildirilmedi mi ki?
Yoksa Musa'nın ve sözünü yerine getiren İbrahim'in kitablarında olanlar kendisine bildirilmedi mi ki?
Hiç bir günahkar başkasının günah yükünü yüklenmez;
İnsan ancak çalıştığına erişir.
Onun çalışması şüphesiz görülecektir.
Sonra ona karşılığı eksiksiz verilecektir.
Doğrusu son varış Rabbinedir.
Doğrusu, güldüren de ağlatan da O'dur.
Doğrusu dirilten de öldüren de O'dur.
Doğrusu, atıldığında meniden erkek ve dişiyi, iki çifti yaratan O'dur.
Doğrusu, atıldığında meniden erkek ve dişiyi, iki çifti yaratan O'dur.
Doğrusu ölümden sonra tekrar dirilten de O'dur.
Doğrusu zengin eden de varlıklı kılan da O'dur.
Doğrusu Şira yıldızının Rabbi O'dur.
İlk Ad milletini, Semud milletini yok edip geri bırakmayan O'dur.
İlk Ad milletini, Semud milletini yok edip geri bırakmayan O'dur.
Daha önce de Nuh milletini yok eden O'dur; çünkü onlar çok zalim ve pek taşkın kimselerdi.
Lut milletinin kasabalarını yere batıran, onları gömdükçe gömen O'dur.
Lut milletinin kasabalarını yere batıran, onları gömdükçe gömen O'dur.
Ey kişi! Rabbinin hangi nimetinden şüpheye düşersin?
İşte ilk uyaranlar gibi bu da bir uyarandır.
Kıyamet yaklaştıkça yaklaşmıştır.
Onu Allah'tan başka ortaya koyacak yoktur.
Bu söze mi şaşıyorsunuz?
Gülüyorsunuz... Ağlamıyorsunuz.
Habersiz oyalanmaktasınız.
Artık secdeye varın, Allah'a kulluk edin.
Kıyamet saati yaklaşır, ay yarılır; onlar bir delil görünce hala yüz çevirirler ve: "Süregelen bir sihir" derler.
Kıyamet saati yaklaşır, ay yarılır; onlar bir delil görünce hala yüz çevirirler ve: "Süregelen bir sihir" derler.
Yalanlarlar da kendi heveslerine uyarlar. Ama her işin karar kılacağı bir sonucu vardır.
And olsun ki, onları bu hallerinden vazgeçirecek nice haberler gelmiştir.
Bu haberlerin her birinde üstün hikmet vardır; ama uyarmalar fayda vermiyor.
Öyleyse onlardan yüz çevir; çağıran, görülmemiş ve tanınmamış bir şeye çağırdığı gün;
Gözleri dalgın dalgın, çekirgeler gibi yayılmış, o çağırana koşarak kabirlerden çıkarlar. İnkarcılar: "Bu, zorlu bir gündür" derler.
Gözleri dalgın dalgın, çekirgeler gibi yayılmış, o çağırana koşarak kabirlerden çıkarlar. İnkarcılar: "Bu, zorlu bir gündür" derler.
Bu ortak koşanlardan önce Nuh milleti de yalanlamış, kulumuzu yalanlayarak: "Delidir" demişlerdi, yolu kesilmişti.
O da: "Ben yenildim, bana yardım et" diye Rabbine yalvarmıştı.
Biz de bunun üzerine gök kapılarını boşanan sularla açtık.
Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık; her iki su, takdir edilen bir ölçüye göre birleşti.
Onu, tahtadan yapılmış, mıhla çakılmış bir gemiye bindirdik; inkar edilmiş olan Nuh'a mükafat olarak verdiğimiz gemi nezaretimiz altında yüzüyordu.
Onu, tahtadan yapılmış, mıhla çakılmış bir gemiye bindirdik; inkar edilmiş olan Nuh'a mükafat olarak verdiğimiz gemi nezaretimiz altında yüzüyordu.
And olsun ki Biz, o gemiyi bir ibret olarak bıraktık; öğüt alan yok mudur?
Benim azabım ve uyarmam nasılmış?
And olsun ki Kuran'ı, öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?
Ad milleti peygamberini yalanlamıştı; Benim azabım ve uyarmam nasılmış?
Nitekim üzerlerine, insanları, sökülmüş hurma kütüğü gibi kopararak yere seren, dondurucu bir rüzgarı uğursuzluğu devam eden bir günde gönderdik.
Nitekim üzerlerine, insanları, sökülmüş hurma kütüğü gibi kopararak yere seren, dondurucu bir rüzgarı uğursuzluğu devam eden bir günde gönderdik.
Benim azabım ve uyarmam nasılmış?
And olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?
Semud milleti uyaran peygamberleri yalanladı.
"İçimizden bir insana mı uyacağız? O zaman biz sapıklık ve delilik etmiş oluruz. Kitap, aramızda, ona mı verilmiş? Hayır, o pek yalancı ve şımarığın biridir" dediler.
"İçimizden bir insana mı uyacağız? O zaman biz sapıklık ve delilik etmiş oluruz. Kitap, aramızda, ona mı verilmiş? Hayır, o pek yalancı ve şımarığın biridir" dediler.
Yarın, kimin pek yalancı ve şımarık olduğunu bileceklerdir.
Doğrusu, onları denemek üzere dişi deveyi gönderen Biziz. Salih'e şöyle demiştik: "Onları gözetle ve sabret;
Onlara, sıralarına göre suyun kendileriyle o deve aralarında pay edilmiş olunduğunu söyle."
Ama bir arkadaşlarını çağırdılar, o da kılıcını alarak deveyi kesti.
Benim azabım ve uyarmam nasılmış?
Nitekim üzerlerine bir çığlık gönderdik de, ağılcıların kullandığı kurumuş ot gibi oldular.
And olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?
Lut milleti uyaran peygamberleri yalanladı.
Biz de üzerlerine taş yağdıran bir rüzgar gönderdik. Ancak, Lut'un taraftarlarını, katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Şükredene işte böyle mükafat veririz.
Biz de üzerlerine taş yağdıran bir rüzgar gönderdik. Ancak, Lut'un taraftarlarını, katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Şükredene işte böyle mükafat veririz.
Lut, and olsun ki, onları Bizim yakalamamızla uyarmıştı, ama onlar uyarmaları şüphe ile karşılayarak dinlemediler.
And olsun ki, onlar Lut'un konukları olan melekleri elde etmeye kalkıştılar, bunun üzerine gözlerini kör ettik. "Azabımı ve uyarmalarımı dinlememenin sonucunu tadın" dedik.
And olsun ki, sabah erken, önü alınmaz bir azap başlarına geldi.
"Azabımı ve uyarmalarımı dinlememenin sonucunu tadın" dedik.
And olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?
And olsun ki, Firavun erkanına uyaranlar geldi.
Mucizelerimizin hepsini yalanladılar. Bunun üzerine onları güç ve kuvvet sahibi olana yakışır bir şekilde yakaladık.
Sizin inkarcılarınız bunlardan daha mı üstündür? Yoksa Kitablarda size bir kurtuluş belgesi mi var?
Yoksa: "Biz öç alabilecek bir topluluğuz" mu diyorlar?
Toplulukları dağıtılacak, yüzgeri edileceklerdir.
Kıyamet onların azap ile vadedildikleri gündür. O ne korkunç, ne acı bir gündür!
Doğrusu suçlular sapıklık ve çılgınlık içindedirler.
Ateşe yüzüstü sürüldükleri gün, onlara: "Cehennemin dokunan azabını tadın" denir.
Şüphesiz Biz her şeyi bir ölçüye göre yaratmışızdır.
Bizim buyruğumuz bir göz kırpması gibi anidir.
And olsun ki, benzerlerinizi yok etti, öğüt alan yok mudur?
İnsanların yaptıkları her şey kitablarda kayıtlıdır.
Küçük ve büyük, hepsi satır satırdır.
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, güçlü hükümdarın katında, yüksek bir derecede, cennetlerde ferahlık ve aydınlık içindedirler.
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, güçlü hükümdarın katında, yüksek bir derecede, cennetlerde ferahlık ve aydınlık içindedirler.
Rahman olan Allah Kuran'ı öğretti;
Rahman olan Allah Kuran'ı öğretti;
İnsanı yarattı, ona konuşmayı öğretti.
İnsanı yarattı, ona konuşmayı öğretti.
Güneş ve ayın hareketleri bir hesaba göredir.
Bitkiler ve ağaçlar O'nun buyruğuna boyun eğerler.
O, göğü yükseltmiştir; tartıyı koymuştur.
Artık tartıda tecavüz etmeyin.
Tartmayı doğru yapın, tartıyı eksik tutmayın.
Allah, yeri yaratıkları için meydana getirmiştir.
Orada meyveler, salkımlı hurma ağaçları, kabuklu taneler, güzel kokulu otlar vardır.
Orada meyveler, salkımlı hurma ağaçları, kabuklu taneler, güzel kokulu otlar vardır.
Ey insanlar ve cinler! Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
O, insanı pişmiş çamur gibi kuru balçıktan yaratmıştır.
Cinleri de yalın bir alevden yaratmıştır.
Öyleyken; Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
O, iki doğunun Rabbidir, iki batının Rabbidir.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Acı ve tatlı sulu iki denizi birbirine kavuşmamak üzere salıvermiştir.
Aralarında bir engel vardır; birbirinin sınırını aşamazlar.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Bu iki denizden de inci ve mercan çıkar.
Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Denizde yürüyen dağlar gibi gemiler O'nundur.
Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Yeryüzünde bulunan her şey fanidir.
Ancak, yüce ve cömert olan Rabbinin varlığı bakidir.
Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Göklerde ve yerde olan kimseler her şeyi O'ndan isterler; O her an kainata tasarruf etmektedir.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Ey insan ve cin toplulukları! Sizin de hesabınızı ele alacağız.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çevresini aşıp geçmeye gücünüz yetiyorsa geçin! Ama Allah'ın verdiği bir güç olmaksızın geçemezsiniz ki!
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Ey insanlar ve cinler! Üzerinize dumansız bir alev ve ateşsiz bir duman gönderilir de kurtulamazsınız.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Gök yarılıp da, gül gibi kızardığı, yağ gibi eridiği zaman haliniz nice olur?
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
O gün ne insana ve ne cine suçu sorulur.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Suçlular simalarından tanınırlar da, alın saçlarından ve ayaklarından yakalanırlar.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
İşte suçluların yalanladıkları cehennem budur.
Onlar, cehennem ateşiyle kaynar su arasında dolaşır dururlar.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Rabbine karşı durmaktan korkan kimseye iki cennet vardır.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Bu iki cennet türlü ağaçlarla doludur.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Bu cennetlerden akan iki kaynak vardır.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Bu cennetlerde türlü meyveden çift çift vardır.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Orada, örtüleri parlak atlastan yataklara yaslanırlar; iki cennetin meyvelerini de kolayca toplarlar.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Orada, bakışlarını yalnız eşlerine çevirmiş, daha önce ne insan ve ne de cinlerin dokunmuş olduğu eşler vardır.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Onlar yakut ve mercan gibidirler.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
İyiliğin karşılığı ancak iyilik değil midir?
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Bu iki cennetten başka iki cennet daha vardır.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Renkleri koyu yeşildir.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
İkisinde de durmadan fışkıran iki kaynak vardır.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
İkisinde de türlü türlü meyveler, hurmalıklar ve nar ağaçları vardır.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Oralarda iyi huylu güzel kadınlar vardır.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Çadırlar içinde ceylan gözlüler vardır.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Onlara daha önce insan da, cin de dokunmamıştır.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Cennetlikler orada yeşil yastıklara ve harikulade işlemeli döşeklere yaslanırlar.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Büyük ve pek cömert olan Rabbinin adı ne yücedir!
Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.
Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.
Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
İyi işler işlediklerini belirtmek için, amel defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!
Kötülük işlediklerini belirtmek üzere, amel defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!
İyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır.
Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.
Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.
Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.
Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.
İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.
İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.
Sadece selama karşılık selam sözü işitirler.
Defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!
Surenin sonu
The system theme automatically adapts to your light/dark mode settings
Quran.com varsayılan Uthmani stili
Önizleme
بِسْمِ ٱللَّهِ